Derinin tarihi en az insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlar gerek korunma gerekse sağlık amaçlı deriden her zaman faydalanmışlardır. İnsan hayatının vazgeçilmez öğelerinden biri olan deri bu önemine paralel olarak da insanlığın teknolojik gelişmesi ile birlikte son derece hızlı bir gelişme göstermiş ve öneminden ve değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.
Dün sadece örtünme, korunma ve ilkel sağlık aracı olarak kullanılmasının yanında, savaşlarda bazen silah bazen zırh olmuş, atçılığın vazgeçilmez malzemesi olmasının yanında bazen de eğlence aracı olarak insan hayatında varolmuştur. Anadolu’da birçok derici, tarihteki savaşlarda kullanılan deri malzemeler ile kazanılan zaferlerin arka plandaki kahramanları olmuştur. Hatta birçok kaynakta Haçlı Seferleri sırasında Avrupalıların dericiliği ve sahtiyancılığı (at koşum derileri, kemer, zırh gibi) Anadolu’daki bu dericilerden öğrendiğini yazar. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiğinde ilk önce Kazlı çeşmedeki deri sanayisinin kurulmasını emreder.
Hemen hemen tüm parçalarından faydalanılan derinin atıkları tıbbi alandaki ilaçlardan, parfüm ve jelatin yapımına sabunlara ve kedi köpek mamasına kadar birçok alanda değerlenmektedir. Deriden ayrıştırılan yün tekstil ürünlerinde değerlenmektedir.
Derinin en eski tabaklama şekli her tarafından gerilerek gölgede iyice kurutulur ve üzerinde kalan et parçaları temizlenerek tabaklanır ve bu şekilde kullanılırdı. Daha sonraları killi toprak ile tabaklama, bekletilerek üzerindeki yün ve kılların temizlenmesi ile tabaklama gibi yöntemler gelişir. Yakın tarihimize kadar alüminyum sülfat(şap) ile tabaklama ve çeşitli yağlarla yumuşatma sistemleri kullanılarak derinin esnekliği sağlanmıştır. Günümüzde ise derinin tabaklanması yüzlerce yöntem, yüzlerce teknolojik makineler ile yapılmakta ve artık modaya yön veren bir ürün olmaktadır.
Dünya’nın önde gelen ülkeleri hayvancılıklarını sistematik bir şekilde geliştirerek aynı ırk ve aynı tipte deriler elde ederek ülke ekonomilerine milyarlarca dolar gelir sağlamaktadırlar.
Ülkemizde Susurluk bölgesindeki kuzulardan elde edilen deriler ‘Turkish Domestic’ olarak bilinirler ve dünyanın en kaliteli kuzu derileri olarak literatürlerde geçer. Fakat ülkemiz hayvancılığının belirli bir sistem ve standardı olmadığından bu bölgemizdeki ırklarda bozulmaktadır. Artık deri tabaklamanın birinci ve en önemli unsuru standart ve kaliteli ham deriden geçmektedir. Maalesef yeteri kadar kaliteli olmayan özellikle kürk sanayine yönelik kuzu ve koyun derileri, dünya da önemli bir yere sahip ülkemizdeki deri fabrikalarının Amerika, İngiltere, İrlanda, Almanya, İtalya, Avustralya gibi dünyanın birçok ülkesinden ithalat yapmak zorunda bırakmaktadır.
Bu ülkelerden ithal edilen ham deriler birçok yöntemle konserve edilerek ülkemize gelmektedir. Fabrikalarımıza gelen bu deriler önce ıslatma dediğimiz yöntemle, ağaç fiber ya da metal pervane ya da dolaplarda yıkanarak kan, gaita ve pisliklerden arındırılır. Derinin et tarafındaki et parçacıkları teknolojik makinelerde temizlenir. Yünler uzaklaştırılarak veya belirli bir seviyeye indirilerek bu yünlerin tekstilde kullanılması sağlanır. Daha sonra sırayla deride bulunan ham yağın uzaklaştırılması ve pikle dediğimiz yöntemle bakterilerin zarar veremeyeceği hale getirilir. 3-5 gün burada dinlenen deriler yine pervane, dolap ya da mikser gibi makinelerle indirgenmiş krom madeni ve çeşitli tabaklama kimyasalları ile tabaklanarak dışarıdan gelecek her türlü bakteri , virüs su gibi dışarıdan gelecek zararlardan etkilenmeyecek ve kokmayacak hale getirilir. Burada da 3-5 gün dinlenen deriler makinelerde ya da doğal ortamda kurutulur. Doğal, medikal ve natürel olması gereken derilerde bu amaçlara yönelik kimyasallar kullanılır. Krom gibi ağır metaller kullanılmaz. Kurutulan deriler, tarama, ütüleme, kırpma, yumuşatma, et tarafının temizlenmesi amacıyla mekanik ve teknolojik makinelerde işleme tabii tutulur. Daha sonra tekrar ıslatılan deriler amaçlarına ve kullanım alanlarına göre yağlanır ve boyanırlar. Tekrar kurutulan deriler yine çeşitli makinelerden geçirilerek yarı mamul halini alır. Bu yöntemlerle zor yolculuğunu tamamlayan deriler, konfeksiyon ve ayakkabı fabrikalarındaki usta ellere teslim edilerek mağaza vitrinlerindeki ve hayatımızdaki yerlerini alırlar.
Koyun ve kuzu sırtından inen postlar yaklaşık 45-50 günde son şeklini alır. Uzun bir işleme ve mamul hale getirme süreci olan deri ülkemizin iyi bir gelir ve döviz kaynağı olması ile sıkıntılı fakat bir o kadarda önemli sektörü olarak yaşamını sürdürmeye devam etmektedir. Zor ve meşakkatli bir meslek olan eski tabiriyle deri debbağlığı günümüzde teknolojik makineler ve sistemli üretimler olmasına rağmen hala zorluğundan bir şey kaybetmeden insan hayatındaki vazgeçilmezliğini sürdürmektedir.











